EDEBİ YAZILARIM
Ne kaldı ki? Türkiye’ye bir tecavüz etmedik!
Haydi gelin çocuklar, Türkiye’ye tecavüz edelim! Kırmızı donlar giyip her yere mutlu noeller yazalım, ezanın sesini kıstıralım. 30.000 şehidi unutup, 30 kaçakçıdan özür dileyelim. 2000 yıllık kültürümüzün ırzına geçip 20 yıllık kültürleri benimseyelim. Bayramlarda tatile gidip yılbaşlarında sabaha kadar içelim. Polise işgal ordusu, askere katil diyelim. Aile dediğin nedir ki canım? Amaaan biri gider biri...
Türk Hukuk Sistemi “Özerklik” için uygundur
Özerklik, “muhtariyet” (autonomy) sözcüğünün Türkçe karşılığı olarak kullanılan bir terimdir. Kamu tüzel kişilerinin, üstlendikleri kamu hizmetlerini yürütürken kendi organları aracılığıyla karar alıp uygulaması ve bu uygulama aşamasında kendi mâli kaynaklarını kullanmasına özerklik denir.
İdare hukuku alanında kullanılan özerklik terimiyle üç çeşit özerklik kastedilir. Bunlar, bilimsel özerklik, idari...
Milletçe Portekizli şu çocuk kadar olamadık…
Şu ecnebiler kadar olamadık. Dün internette Portekizli bir çocukla atıştım. Çocuk 14 yaşında olmasına ve Portekiz’in bir AB ülkesi olmasına rağmen çocuk benimle Portekizce dışında hiçbir dille konuşmamak için mücadele verdi. Üstüne dünyada hala Portekizce bilmeyenler var mı diyerek beni eleştirdi. Soruyorum Portekizce, Türkçe’nin yanında kaç yıllık bir dil? Portekizce’nin bilim ve fen alanına yeterli...
Türkiye’nin en büyük hukuki sorunu
Türkiye’de EN BÜYÜK SORUN ne biliyor musunuz? Devlet kurulduğunda Fransız anayasasını virgülüne kadar kopyalamışız; bugünse AB anayasasına karşı çıkıyoruz. O zamanki anayasa hareketiyle, bugünkü anayasa hareketi arasında ne fark var? Ha Fransız anayasası, ha AB anayasası. Şahsım adına konuşuyorum ikisi de doğru değil. Şayet, tarihinden bu kadar koparılmış bir milletin başka nasıl anayasası olabilirdi ki?...
Bırakın yaşlılar ayakta gitsin (!)
Günlerden Perşembeydi. Sıradan bir gündü. İstanbul’da, Beyazıt sokaklarının kalabalığında bir taraftan öbür tarafa koşturuyordum. Her insanda olduğu gibi benim de birtakım işlerim, benim de bazı sorumluklarım vardı. Beyazıt sokaklarında; bağırarak konuşan; anlamadığımızı sansalar da, bir gün buralar hep bizim olacak hayalleri kuran turistler arasında; güne ve geleceğe dair sorumluklarımı yerine getirme çabası...
Otobüs firmalarında “bayan muavinler”
Gurbette öğrencilik zor zanaat.
Maddi sıkıntılar, derslerle boğuşmalar, ödevler, projeler, araştırmalar, yemek sıkıntısı, bulaşık sıkıntısı, çamaşır sıkıntısı vs. derken; bir sıkıntı da, gurbetteki öğrencinin belli bir kısmının baş belasıdır: Memlekete gidiş-geliş.
Doğru… Uçak firmalarının sayısı arttı. Promosyonlar arttı, indirimler çoğaldı; uçakla seyahat etmek için birçok kolaylık artık...
Kadarlı hayat…
Fırtınalı bir günde denizde olmaktır, hayat. İçinde seyahat ettiğin gemi, bir sağa yatar bir sola, bir ileri gider bir geri, bir böyledir bir şöyle… Sonsuz kıyıya ulaşana kadar sürecek bu gelgitler. Bende bu fırtınalı hayatta:
Geldiği kadar gittim,
Battığım kadar çıktım.
Anlattığım kadar dinledim, Ağrıttığım kadar inledim.
Unuttuğum kadar hatırladım,
Yazdığım kadar sildim.
Aldığım kadar verdim,
Topladığım...
Çay çok güzel olmuş…
İstanbul.
İstanbul…
Ah İstanbul…
Garip gelebilir; ama artık hayatımda çay çok güzel olmuş diye bir deyim var.
Ne garip bir söz değil mi? “Çay çok güzel olmuş.”.
Sıradan bir çay. Bir bardak kırmızı çay.
Herkesin bildiği, yaptığı çay işte, nasıl güzel olabilir ki?
İstanbul’a geldiğimden beri gözüme çarpan unsurlardan en önemlisi insanların yalnızlıkları. İstanbul’da insanlar...
Keşke hep çocuk kalsaydık
Keşke hep çocuk kalsaydık;
Keşke büyümek değil de, küçük olmayı istemek olsaydı hayallerimiz.
Keşke tek üzüntümüz, kumdan evlerimizin devrilmesi olsaydı.
Tek ağıdımız, başka okula tayin edilen hocalarımızın arkasında olsaydı.
Keşke bir tek oyuncak alamayan bir babanın feryadı olsaydı hayal kırıklarımız.
Vazoyu devirdiğimiz için annemizin çığlığı olsaydı tek kırgınlığımız.
Dizimizi incittiğimiz kaldırımlara...
Ben’liğe ihanet…
Beni BEN yapan insanların, beni BEN yapan değerlere saldırmasıyla başladı ihanet. İçinden çıkılmaz bir hal alan, zor bir metanet. Maalesef çaresiz kaldı kehanet.
Ahmet Faydalı
13.04.2011
Read More →


