TOPLUMSAL YAZILARIM | Kelimelerle Ahmet FAYDALI

TOPLUMSAL YAZILARIM

Bırakın yaşlılar ayakta gitsin (!)

Bırakın yaşlılar ayakta gitsin (!)
Günlerden Perşembeydi. Sıradan bir gündü. İstanbul’da, Beyazıt sokaklarının kalabalığında bir taraftan öbür tarafa koşturuyordum. Her insanda olduğu gibi benim de birtakım işlerim, benim de bazı sorumluklarım vardı. Beyazıt sokaklarında; bağırarak konuşan; anlamadığımızı sansalar da, bir gün buralar hep bizim olacak hayalleri kuran turistler arasında; güne ve geleceğe dair sorumluklarımı yerine getirme çabası... 

Otobüs firmalarında “bayan muavinler”

Otobüs firmalarında “bayan muavinler”
Gurbette öğrencilik zor zanaat. Maddi sıkıntılar, derslerle boğuşmalar, ödevler, projeler, araştırmalar, yemek sıkıntısı, bulaşık sıkıntısı, çamaşır sıkıntısı vs. derken; bir sıkıntı da, gurbetteki öğrencinin belli bir kısmının baş belasıdır: Memlekete gidiş-geliş. Doğru… Uçak firmalarının sayısı arttı. Promosyonlar arttı, indirimler çoğaldı; uçakla seyahat etmek için birçok kolaylık artık... 

Çay çok güzel olmuş…

Çay çok güzel olmuş…
İstanbul. İstanbul… Ah İstanbul… Garip gelebilir; ama artık hayatımda çay çok güzel olmuş diye bir deyim var. Ne garip bir söz değil mi? “Çay çok güzel olmuş.”. Sıradan bir çay. Bir bardak kırmızı çay. Herkesin bildiği, yaptığı çay işte, nasıl güzel olabilir ki? İstanbul’a geldiğimden beri gözüme çarpan unsurlardan en önemlisi insanların yalnızlıkları. İstanbul’da insanlar... 

Avrupa şimdi daha demokratik (!)

Avrupa şimdi daha demokratik (!)
Avrupa yıllardır Türkiye’yi demokratik bir ülke olmamakla suçladı durdu ve Türkiye’nin iç işlerine karışmak üzere kendi önerilerini meclisimize sokmak için baskı uygulamaktan da geri kalmadı. Türk Tarihi, Sanayi İnkılâbından ve Fransız İhtilalinden bu tarafa hep Avrupalılarla meşgul oldu. Daha sonra, Türkiye sahnesinde batıcı olmak, Avrupalı olmak gibi görüşler çıktı. Hatta bu uğurda da Anadolu insanı hep... 

Burası İstanbul…

Burası İstanbul…
İstanbul’a ilk geldiğimde, en zorlandığım şeylerden bir tanesi de, İstanbul insanındaki kültürel ve ahlaki durum oldu. Kalabalık bir şehir olmasından mı bilmem, burada sürekli kötü olaylar olmasından mı bilmem, aile yapısının bozuk olmasından mı bilmem, bütün her şeye ulaşabilme imkânı olmasından mı bilmem; ama İstanbul insanında yardımseverliğin, ahlaklı olmanın ve en önemlisi Türk gibi yaşamanın artık... 

Mesaj yazmak ciddi problemler doğuruyor.

Mesaj yazmak ciddi problemler doğuruyor.
Türkiye 2010 Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında SMS göndermede tarihi bir rekora ulaştı. Bir gün de 432 milyon SMS gönderildi. Mesajlaşma yarışmalarının düzenlendiği çağımızda “mesaj hastası” olan gençlerin sonunun ne olacağı hâlâ uzmanları düşündürüyor. Cep telefonu kullananların sayısı her gün artıyor. İlkokul çocukları da, yaşlı amcalar da, teyzeler de artık telefon kullanıyor. Aslına bakarsanız... 

Mahalle baskısı değil, medya baskısı var!

Mahalle baskısı değil, medya baskısı var!
26 Ekim 2010 günü İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından Kayseri’ye uçağım vardı. Avrupa yakasından, Sefaköy’deki yerleşim yerimden; Anadolu yakasına, Pendik’e gidecektim. Mesafe öyle az falan da değil. Biraz erken çıktım ve Taksim’den özel bir otobüse bindim, yola koyuldum. Otobüs güzergâhında Beşiktaş vardı. Bilmeyenler için söylüyorum, Yıldız Teknik Üniversitesi yerleşkesi Beşiktaş’ta bulunuyor. O günlerde... 

Masum bir bayana tecavüz yeltenişi (Anım)

Masum bir bayana tecavüz yeltenişi (Anım)
Ben Ahmet Faydalı. Size, başımdan geçen  ibretlik bir olayı anlatıyorum. Bu olaylara şahit oldukça, bu olayları duymaya veya görmeye devam ettikçe, “ülkemiz nereye gidiyor?” sorusunun cevabına olan arayışlarım yavaşlıyor. Türklüğümüzden uzaklaştığımız her gün, insanlığımızdan da uzaklaşıyor ve yazıklar olsun diyeceğimiz onlarca olayla karşı karşıya kalıyoruz. Tam 4 gün önce çok yakın bir arkadaşımın... 

Bir tarafta şehit, bir tarafta haysiyetsizlik (!)

Bir tarafta şehit, bir tarafta haysiyetsizlik (!)
Dün bir şehit cenazesindeydim. Daha doğrusu tesadüfen katılmıştım. İşlerimi halletmeye çalışırken Kayseri’min yollarında; meydanın tıka basa dolu olduğunu, herkesin olduğu yerden daha yüksek bir zemine çıkıp, bir şeyler görmeye çalıştığını fark ettim. Kimileri dalmış gitmiş uzaklara, kimileriyse “şerefsizler!” diye söyleniyordu kendine. İlk başlarda bir miting var sanmıştım; ama kalabalığa... 

Bana bak! Ne diyorsun kardeşim sen?

Bana bak! Ne diyorsun kardeşim sen?
BENİMLE TÜRKÇE KONUŞ! TÜRKÇE YAŞA! Türkçemizin ve Türk Kültürünün ne boyutlara geldiğini açıkça görüyoruz. Yabancı markalar, yabancı isimler, yabancı sokaklar, aletler, markalar v.s v.s. Nedense, yabancı isimli markalara bir takıntı sardı vatandaşlarımızı. Örneğin; insanlarımız, adı “Keyif Salonu” olan bir mekâna değil de, “Cafe in” tarzında yabancı isimli mekanlara daha çok gitmektedirler.... 
 
Telİf hakkI © 2010 Kelimelerle Ahmet FAYDALI · Tüm hakları saklıdır.. · GENEL DÜZENLEYİCİ: Ahmet FAYDALI
:

tc-cumhurbaskanligi-forsu-ahmetfaydali.png (60×60)tc-basbakanlik-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-buyukmilletmeclisi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-adalet-bakanligi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-saglikbakanligi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-merkezbankasi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)mustafakemalataturk-logo-ahmetfaydali.png (60×60)