NAMELERİM
Kadarlı hayat…
Fırtınalı bir günde denizde olmaktır, hayat. İçinde seyahat ettiğin gemi, bir sağa yatar bir sola, bir ileri gider bir geri, bir böyledir bir şöyle… Sonsuz kıyıya ulaşana kadar sürecek bu gelgitler. Bende bu fırtınalı hayatta:
Geldiği kadar gittim,
Battığım kadar çıktım.
Anlattığım kadar dinledim, Ağrıttığım kadar inledim.
Unuttuğum kadar hatırladım,
Yazdığım kadar sildim.
Aldığım kadar verdim,
Topladığım...
Keşke hep çocuk kalsaydık
Keşke hep çocuk kalsaydık;
Keşke büyümek değil de, küçük olmayı istemek olsaydı hayallerimiz.
Keşke tek üzüntümüz, kumdan evlerimizin devrilmesi olsaydı.
Tek ağıdımız, başka okula tayin edilen hocalarımızın arkasında olsaydı.
Keşke bir tek oyuncak alamayan bir babanın feryadı olsaydı hayal kırıklarımız.
Vazoyu devirdiğimiz için annemizin çığlığı olsaydı tek kırgınlığımız.
Dizimizi incittiğimiz kaldırımlara...
Ben’liğe ihanet…
Beni BEN yapan insanların, beni BEN yapan değerlere saldırmasıyla başladı ihanet. İçinden çıkılmaz bir hal alan, zor bir metanet. Maalesef çaresiz kaldı kehanet.
Ahmet Faydalı
13.04.2011
Read More →
Mutluluğa kürek çekmek
Dalga darbeleriyle yıpranmış bir sandal değil yüreğim. Küçük de olsa deniz döven küreklerim var. Nameleriyle akıntıya kapılmış bir kaptan değil bedenim , yavaş da olsa mutluluğa kürek çeken bileklerim var.
Ahmet Faydalı
12.04.2011
Read More →
Hasretin bedeli…
Ruhum yine sırat köprüsünün adaletine mahkum. En’lerin oluşturduğu çatlaklarla beslendi günahlarım. Ve alttan sıçramakta olan hasret kıvılcımları. Belki üstünde yürüdüğüm köprü çaresiz; belki de özlemin ağır geldiği bu bedenim.
Ahmet FAYDALI
10.04.2011 – 02.10
Read More →
Meçhule açılıyor tüm kapılar…
Yine yol ahenginin ortasındayım,
Meçhule açılıyor tüm kapılar,
Kalbimi titretiyor yine çakıllı asfalt,
Ağzımda sönük bir türkü,
Etrafım hasat kaldıran çiftçilerle dolu,
Sensizliğe ağlıyor pembe renkli çiçekler,
Sensizliğe varışıma üzülüyor yine şu köprü,
Şu masum tarlalar, şu masum çingene çadırı…
Ahmet FAYDALI
05.07.2010
Read More →
Memleketim dedim…
Memleketim dedim; sen benim her şeyimsin,
Tut elimden, sadece sen kal diyenimsin,
Sen yaşantım, sen üzüntüm, sen kefenimsin,
Bırakma beni, sen benim en derinimsin
Memleket dedi; sen aklınla barışık değil misin?
Sen sevdana bu kadar değer verir misin?
Sevda çok şımartılmaz, sen deli misin?
Bırakır seni, matemini hiç ezebilir misin?
Memleketim dedim; sevda fedakarlıktır,
Hakeden insan sevdayla şımartılır,
Seveni ezmek nasıl...
Memlekete mektup…
Memleketim,
Yine gözüm yaşlı geldim sana,
Kızma; ama yine ağlıyorum.
Şimdi daha iyi anlıyorum seni,
Daha güçlü duyuyorum sesini,
Daha da iyi biliyorum kıymetini,
Çünkü ben de yalnız hissediyorum,
Senin gibi, kendimi…
İçimi döküyorum sana, ağlıyorum.
Yalnızlığımı paylaşıyorum, duygularımı …
Dinletiyorum kendimi yine sana,
Yine sessizce dinliyorsun beni,
Anlamaya çalışıyorsun halimi,
Evet, haklısın,
Çünkü...
İçimdeki insanı telef ettiler. (Şiir)
Tek isteğim mutlu olmaktı,
Hayatı bana haram ettiler.
Tek dileğim huzurlu olmaktı,
Beni kendime düşman ettiler.
Tek suçum masum olmaktı.
İçimdeki vicdanı infaz ettiler.
Tek hatam insan olmaktı,
İçimdeki insanı telef ettiler
Ahmet FAYDALI
08.06.2010
Read More →
Hiç Bilmiyorum (Şiir)
Dönüşü olmayan bir yoldayım artık,
Ne yapacağımı ben de bilmiyorum.
Hayat öyle yordu ki artık,
Ne söyleyeceğimi ben de bilmiyorum.
İnsanlık öyle bulandırdı ki zihnimi,
Ne düşündüğümü ben de bilmiyorum.
Öyle kaybettim ki benliğimi,
Ne istediğimi ben de bilmiyorum.
Öyle bunaldım ki laftan, yalandan.
Hangisi doğruydu ben de bilmiyorum.
O kadar insan vurdu ki hayattan,
Hangisi düşmandı ben de bilmiyorum.
Ahmet FAYDALI
15.06.2010
Read More →


