Kelimelerle Ahmet FAYDALI » Türk ekonomisinin öncüsü: Nuri Demirağ

Türk ekonomisinin öncüsü: Nuri Demirağ

Atatürk’ten sonra gelen en büyük lider. Türkiye’ye ilk Türk uçağını yaptıran ve Türkiye’nin ekonomik gelişimi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan bir iş adamının hikayesi… Türkiye, gerçek anlamda süper güç konumuna gelmeyi Nuri Demirağ’ı kaybederek, kaybetmişti.

30 sene erken gelmişim kızım. 30 sene sonra gelseydim büyün projelerimi yerine getirebilirdim. Onun için her istediğime muvaffak olamadım.

(Nuri Demirağ)

nuridemirag-1.png (590×100)

Nuri Demirağ hakkında bilgi toplamam, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyelerinden sevgili hocam Doç. Dr. Muhteşem BARAN’ ın teşviki ile olmuştu. İlk başlarda Nuri Demirağ’a yerine getirmem gereken bir ödev gözüyle bakıyordum; ancak kendisi hakkında ufacık bir araştırma yapmam bile, benim kendisine karşı büyük bir sempati toplamama yardımcı olmuştu. Çünkü merhum Demirağ, günümüze kadar uzanan eksiklikleri, o dönemin şartlarında, tüm engellere rağmen kapatmaya çalışıyordu. Artık Nuri Demirağ’a, bir ödev gözüyle değil, tüm Türkiye’ye duyulması ve örnek alınması gereken bir lider gözüyle bakıyorum. Keşke merhum, kendisinin de dediği gibi, projelerinde muvaffak olabilseydi. Sevgili hocam Doç. Dr. Muhteşem BARAN’ a, bu tarihi iş adamına karşı uyuyan gözlerimizi uyandırdığı için, teşekkürlerimi bildirmeden geçemeyeceğim.

nuridemirag-2.png (590×100)

Ülkelerin kalkınmasında uluslar arası antlaşmalar ve siyasi girişimler çok önemlidir. Ancak, ülkelerin kalkınmasında her zaman bu iki unsur yeterli olmamaktadır. Ülkeler ekonomisinin arka planında kalan açıkları kapatanlar ve bu ekonomilere katkı sağlayanlarsa şüphesiz, o ülkenin arka planlarında yer alan önemli iş adamları ve girişimcilerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik kalkınmasına ivme kazandıran iş adamlarından en önemlisi ise şüphesiz o’dur: Nuri Demirağ

Hayatı, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilklerle yer alan, dünyaya Türk ürünlerini sunmanın gözü karalılığını yaşayan ve yardımseverliği ile anılan bir iş adamıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ne %100 yerli malı Türk uçaklarını kazandıran bir iş adamı! Hem müteahhit, hem iş adamı, hem girişimci, hem sanayici, hem Türk havacılık sektörünün önderi, hem siyasi bir lider, hem yardımsever bir Türk vatandaşı. Nasıl anmak istiyorsanız, öyle anabilirsiniz merhum Nuri Demirağ’ı. Saygın kişiliği Türk tarihine altın harflerle kazınan ve adına birçok kitap yazılan, birçok gazetenin manşetinde övgülerle yer alan bir kişilik. Hayatını hep işine ve ülkesine adayan bir Türk vatandaşı.

nuridemirag-3.png (590×100)

Ancak öyle bir dönemde projelerini hayata geçirmeye çalışmıştır ki; hayatını inceledikçe işte gerçek Türklük budur diyorsunuz. Birinci dünya savaşını kaybetmiş bir toplumda, azınlıkların çirkefliği altında ezilen Türk milleti arasından çıkmış bir iş adamıdır. Bir taraftan azınlıkların baskıları, onların işgali; bir taraftan da siyasi çıkarları uğruna kendi ülkesinin gelişimine engel olmuş insanlar…

1886 yılı Sivas doğumludur. Birçok kayıtta Divriği kasabasında doğduğu söylenir. Babasının adı Ömer, annesinin adı Ayşe’dir. Nuri Demirağ, hayat mücadelesini asla elinden bırakmayanlardan; çünkü babası Ömer beyi 3 yaşındayken kaybetmiştir. Eğitimini memleketinde tamamlamış olup Ziraat bankasının Sivas sınırları içerisinde faaliyet gösteren Kangal ve Koçkiri şubelerinde çalışmıştır. Burada finansal becerilerini geliştirerek, hedefini daha da büyütmüş ve Maliye’nin açtığı sınavlarda başarılı olarak İstanbul hayatının başlamasına zemin hazırlamıştır. Çünkü İstanbul’da, maliyenin birimlerinde başarılı ve parmakla gösterilen bir memur konumuna gelmiştir.

En büyük hayallerinden birisi şüphesiz Türk ekonomisine ivme kazandırmaktı. Bu yüzden kıt olan imkânlarını girişimcilik hayallerine yatırdı. Bu hareketiyle ilk sanayi girişimini gerçekleştirmiş oldu ve inşa ettiği ekonomik hareketine “Türk Zaferi” adını verdi. Girişimin söz konusu sigara kâğıdıydı ve Türk Zaferi Sigara kâğıtları ile büyük bir talep aldı. Sigara kağıdı üretimine geçmesinin en büyük sebebi, o dönemde sigara kağıdını azınlık kesimin üretmesi, azınlıkların sigara kağıtlarının üzerine Osmanlı Devletine hakaret eden isimler koyması ve bu kağıtlarla elde ettiği kârları, mensup olduğu örgütlere yatırıp, Osmanlı Devletine karşı silahlanmalarıydı. Böyle bir ortamda, azınlık tekelini kırdı ve Türk zaferini tüm piyasaya ilan etti. Aldığı riskler ona ekonomik olarak da bir zafer sağlamış oldu ve sigara kâğıdı üretiminden çok fazla kâr elde etti. Nuri Demirağ elde ettiği bu kâr ile de Türkiye demiryolları yapımına ağırlık verdi. Bununla birlikte müteahhitlik görevini de üstlenmiş oldu. Türkiye demiryolları yapımına girişmesinin en büyük sebeplerinden bir tanesi, bu işi o dönemde Fransız bir firmanın yapması idi. Nuri Demirağ, Türkiye ekonomisinin her evresinin Türklerin tekelinde olması taraftarıydı ve fırsatını bulduğu ilk anda hiç düşünmeden ihalelere girdi. Bunun sonucu olarak da Samsundan başlayacak olan demiryolu ağı oluşturma görevinin ilk ihalesini kazanmış oldu.

Müteahhitlik görevi, Nuri Demirağ’a sadece bir vasıf değildi. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Türk Demiryolu Müteahhidi olma özelliğini de kazandı. Samsun’dan başlayan demiryolu örme macerası 1012 kilometreye uzanan bir demiryolu eseri ile son buldu. Nuri Demirağ, demiryolu örme işini monoton olarak sürdürmek istemedi ve demiryolu örerken, aynı zamanda inşaat işlerini de yürüttü. Demiryolu ağı örerken tünelleri ve demiryolu ağı üzerindeki yerleşim yerlerini de inşa ediyordu. Bursa’da Merinos Halı Fabrikası, Karabük’te demir-çelik fabrikası, İzmit’te Selüloz Fabrikası, Sivas’ta Çimento Fabrikası, İstanbul’da hal binası ve Eceabad’ta Hava Şosesi binası Nuri Demirağ’ın önderliğinde yapılan ve günümüzde de yüksek cirolarla faaliyet gösteren işletmelerdendir.

nuridemirag-4.png (590×100)

Nuri Demirağ’ın hayalleri sadece kara ile sınırlı değildi. Belki de Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olup da, değerlendiremediği iş adamlarındandı o. Çünkü Nuri Demirağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilerlemesi yönünde hiçbir ekonomik sınır tanımak istemiyordu. Olmaz denileni yapmak istedi, “yaptım, olacak!” dedi ve 1936 yılında Türkiye havacılık sanayisinin ilk temellerini atmaya başladı. Hayalleri gerçekti. Beşiktaş Barbaros Hayrettin iskelesinin hemen yanına Uçak araştırma atölyesini, namı değer Tayyare Etüt Atölyesini kurdu. Bu uçak atölyesi de başarıda sınır tanımıyordu. Bu uçak atölyesi Nuri Demirağ’ın girişimciliği ile beslenmişti ve kısa sürede dev bir fabrika oldu. Bu fabrika sadece bununla sınırlı kalmadı. Yeşilköy’de 1000 x 1300 metre boyutlarında dev bir hava alanı olmuştu artık. Üstelik dünyada bu büyüklükte bir hava alanı daha vardı ve bu hava alanı Avrupa’nın en modern hava alanı olarak nitelendiriliyordu. Nuri Demirağ, hayallerinin sınırsızlığını böylece ortaya koymuş oldu.

nuridemirag-5.png (590×100)

Nuri Demirağ’ın Türk uçakları üretme macerası da gerçekten ilginçtir. 1930’lu yıllara gelindiğinde dünyada ve Türkiye’de ekonomik sıkıntı had safhadaydı. O dönemlerde Türkiye de askeri yatırımlara ağırlık vermek zorundaydı; ancak Türkiye’nin sermayesi askeri yatırımlara müsait değildi. Özellikle sanayileşmenin had safhada olduğu bir dönemde hava sahamızı korumak, askeri önlemlerin en başında gelmekteydi. Bu yüzden Türk halkından yardımlar toplanırdı. Bu yardımlarla İngiltere’den, Almanya’dan ve Amerika’dan uçaklar satın alınırdı. Bu uçaklara hangi şehirden yardım toplandıysa, o şehrin adı verilirdi. Bazense iş adamları gönüllü olarak uçak alır, askeriyeye bu uçakları bağışlardı. Bu uçaklara da, o iş adamlarının isimleri verilirdi. Nuri Demirağ’a da uçak bağışlaması için yardım talebinde bulunuldu. Nuri Demirağ ise şu efsanevi ve geçerliliğini asla kaybetmeyecek söz ile karşılık verdi:

“Türk, uçağını kendi eliyle yapmalıdır. Mademki bir millet uçaksız yaşayamaz; o halde, bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememelidir. Size, samimiyetle söylüyorum. On seneye varmadan biz, bütün tayyarelerimizi motorlarıyla beraber, en küçük vidasına kadar, baştan başa kendimiz yapacağız”

Bu sözün ardından Nuri Demirağ, Türklerin kendi uçağını üreteceği bir fabrika üretti. Bu fabrika Avrupa’dan ve Amerika’dan alınacak uçaklardan daha kaliteli uçaklar üretiyordu. Çünkü Nuri Demirağ, bu ülkelerden alınan uçakların demode olduğunu ve kendi teknolojilerinin gerisinde bir ürün olduğunu gayet iyi biliyordu. Bu durum, bu ülkeleri de çok tedirgin etmişti. Çünkü büyük bir pazar, kendi ürününü üretmeye başlamıştı. Yine de bu ülkeler Türklerin uçak yapamayacaklarını düşünüyorlardı; ancak onlar böyle düşünmeye dursun, Türkler çok daha kaliteli ve ucuz uçaklar üretiyordu. Üstelik tüm orta doğu ve uzak doğu ülkeleri Türklerin uçaklarına talip olmaya başlamışlardı.

nuridemirag-8.png (590×100)

1937-1938 yılı içinde Türk Hava Kurumu, Nuri Demirağ’ın kontrolünde olan bu fabrikadan, 10 okul uçağı ve 65 planör siparişinde bulundu. İstanbul fabrikalarında yapılan ilk yerli Türk uçağı, 1941 yılı ağustosunda Nuri Bey’in doğduğu yer olan Divriği’ye uçarak gidip gelmişti. Halkı da heyecanlandıran bu tür gösterilerin yararlı olduğunu düşünen Nuri Bey, Eylül ayında 12 uçaklık bir filoyu, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Elazığ ve Malatya rotasında uçurarak halka kendi tayyarelerimizle göklerimizi kendimizin koruyabileceğini göstermek ve onlara inanç vermek istemiştir. Nu.D.38 tipi yolcu uçağı, tamamen Türk mühendis ve işçilerinin ortaya çıkardıkları Türk tipi bir uçaktır. 6 kişilik yolcu uçağının çift pilot kumandası bulunmaktadır. Saatte 325 kilometre hız yapabilmekte ve 1000 KM uçabilmektedir. Fakat neden bilinmediği üzere, Türk Hava Kurumu, Nuri Demirağ’ın fabrikalarına sipariş vermiş olduğu bu uçakları almaktan vazgeçmiştir.

nuridemirag-7.png (590×100)

Nuri Demirağ’ın ürettiği uçaklar gerçekten kaliteliydi. Türkiye’de yapılan ilk uçakların manevra kabiliyetleri de oldukça yüksekti. Bu uçakları kullanan genç pilotlar, zaman zaman çok aşağılara iniyorlar, seyircilerin hemen üzerinden uçarak, çeşitli akrobasi gösterileri yapıyorlardı. Beşiktaş’taki fabrikada yapılan ve hiçbir bozukluk göstermeden başarılı uçuşlarına devam eden uçaklar, Türkiye’de olduğu kadar yurt dışında da yankılar uyandırmıştı. Hele çift motorlu, barış zamanlarında yolcu uçağı, savaş zamanlarında da eksiksiz bir bombardıman uçağı, saatte 325 kilometre hıza ulaşabiliyor ve yerden 5.500 metre yükseğe çıkabiliyordu. Bu özelliklere sahip uçağa NuD38 ismi verilmişti. NUD38’in yapılması dünya uçak sanayicilerinin dikkatini birden Türkiye’de Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasının üzerine çekti.

Amerikan Uçak İmalatçıları Birliği, Türkiye’ye inceleme yapması için birini göndermek istedi. Bu kişi de birliğin başkanı Bay Todd idi. Bay Todd, yanında eşi Bayan Todd ile Türkiye’ye gelerek Nuri Demirağ’ı ziyaret etti. Fabrikada ve Yeşilköy’de incelemelerde bulundu. Genç Türk pilotları Bay Todd ve eşi şerefine gösteri uçuşları yaptılar. Bu gösteriler sırasında Amerikan Uçak İmalatçıları Birliği Başkanı o kadar heyecanlandı ki, hayretini şu sözlerle ifade etti:

“Ben Türkleri sadece çok iyi silah kullanır bilirdim. Ama bu uçakları gördükten sonra, Türklerin zekasına ve tekniğine hayran kaldım.”

nuridemirag-12.png (590×100)

Gösteriler sırasında Bayan Todd da en az kocası kadar heyecanlanmıştı. Uçaklardan biri alana indikten sonra koşarak uçağın yanına gitti ve “Ben de binebilir miyim?” dedi. Nuri Demirağ, Gök okulu öğretmenlerinden Başpilot Basri Hoca’yı Bayan Todd’u gezdirmekle görevlendirdi. Uçak havada birkaç tur attıktan sonra alana indi. Bayan Todd’un yüzünde en ufak bir korku belirtisi yoktu. Uçaktan indikten sonra ilk sözü “Very good, Very good!” oldu.

nuridemirag-13.png (590×100)

Nuri Demirağ’ın bu girişimi birçok çevrelerce takdire layık görüldü. Hatta dönemin Genelkurmay başkanı Fevzi Çakmak, Nuri Demirağ’a gönderdiği bir mektupta; “Memleketimizdeki hava sanayisine yardım hususunda gösterdiğiniz vatandaşlık duygusu, şayanı takdirdir. Bu iş, büyük mali fedakârlıklara ihtiyaç gösterdiğinden, bu uğurdaki maddi ve manevi azminizden de sizi tebrik ederim. İstanbul’daki etüt atölyesiyle Divrikteki tayyare fabrikasının açılarak, faaliyete geçmesini dilediğimi, saygılarımla bildiririm.” Diyerek Nuri Demirağ’ı yeni girişimlere teşvik ediyor ve onu destekliyordu. Fevzi Çakmak’ın yanında, dönemin Hava Müsteşarı Zeki Doğan da “İstanbul’da, müessesenizi son ziyaretim esnasında gördüğüm faaliyet ve çok muntazam mesaiden dolayı göğsüm iftiharla doldu. Memleketin bugün için en büyük ihtiyaçlarından birini karşılayan bu yurtsever ve temiz faaliyetinizin sonuna kadar Türk işçisini ve eserini bütün dünyaya tanıtacak gibi inkişafını en temiz duygularımla dilden, sizi de candan kutlarım.” Diyerek sevincini belirtiyordu.

Nuri Demirağ’ın girişimcilik faaliyetleri birçok çevrelerce takdire layık görüldüğü gibi, birçok çevrelerce de engellenmek istenmiştir. Bu konuda birçok çarpıcı belge ve iddia hâla günümüzde de rahatlıkla bulunabilmektedir. Nuri Demirağ’ın faaliyetlerine vurulan kilidin en büyük şifresi “siyaset”. Bu konuda Nuri Demirağ’ın büyük kızı Mefkure Azak’ın söylediği şu sözlere gerçekten ilgi çekici:

“En büyük engel İsmet İnönü ve çevresiydi. Nuri Demirağ, parlar da benim yerime geçer diye endişelenirlerdi. Bu yüzden tüm işlere engel olmaya çalıştılar. Uçak fabrikasının en iyi çalıştığı zamanlarda İran’dan, Irak’tan uçak siparişi geliyordu; ancak yakarız yine de kesinlikle sattırmayız diyorlardı. Bir de köprü olayı vardır. Köprünün yapımına Ali Çetinkaya karşı çıkıyordu. Kesinlikle yaptırmam diyordu. Babam da köprü yapacağım girişine de Ali Çetinkaya geçemez yazacağım diye espri yapardı. Annemiz 17 kere doğum yaptı. Bu yüzden kaybettik. Biz 8 kişi hayattayız. Babam, Mesude Demirağ doğum hastanesi yaptıracağım diyordu. Hatta projesini de yaptırmıştı. Onu belediye şehrin içerisinde bu kadar büyük hastane olmaz diye imar vermedi. Tabii bunun arkasında büyük ihtimal başka sebepler vardır.

O kadar çok baltalandı ki, parti zamanında herkes oyunu ona veriyordu. Hep sandıkları çaldılar, yaktılar yıktılar, çok şey yaptılar. Nice sandıklar çalındı. Çok şeyler yaptı bu memlekete, ancak hep baltalandı. Babam ölümüne yakın bana “30 sene erken gelmişim kızım, 30 sene sonra gelseydim büyün projelerimi yerine getirebilirdim. Onun için her istediğime muvaffak olamadım” demişti. Benim bildiğim babam; tanıdığım, hatırladığım günden beri memlekete ne yapabilirim, neyi ilerletebilirim diye düşünürdü. “

nuridemirag-6.png (590×100)

Nuri Demirağ, her şeyin temelinde eğitimin yatığını bilen iş adamlarından. Uçak fabrikasını açtığında, burada çalışacak olan Türk mühendislerin de yetişmesine büyük önem veriyordu. Bu yüzden gök okulunu açtı. “Türk’ün yaptığı uçakları elbette Türkiye’de yetişen pilotlar uçuracaktır” düşüncesiyle hareket ediyordu. Bu yüzden havacılık üzerine eğitim verecek 150 yataklı bir yurdu da bulunan ‘Gök Okulu’na, üniversitede okuyan veya mezun olmuş öğrenciler alınıyor ve uçuş eğitiminin yanı sıra uçağın teknik yapısıyla ilgili eğitimler de verilerek pilot yetiştiriliyordu.

15.png (590×100)

Yeşilköy’deki okuldan önce, doğduğu yer olan Divriği’nde de bir Gök Ortaokulu açan Nuri Demirağ, Türk gençlerine havacılığın zevkini aşılıyordu. Öğrencilerin yemek, içmek, yatmak, öğrenim gibi bütün masraflarını karşılıyordu. Başarılı olan öğrencileri yaz tatillerinde İstanbul’a getiriyor ve uçmaya özensinler diye onlara uçuş dersleri verdiriyordu. Bu yüzden içlerinden birçoğu pilot olmuştu. Hepsi ile ayrı ayrı ilgileniyor, her birine ayrıca ayda 150 lira aylık veriyordu. Gök Okulu öğretmenlerinin aylığı ise 350 liraydı. Nuri Bey’in Gök Ortaokulu’nda okuttuğu öğrencilerinden Dr. Rahmi Karahasan o günleri şöyle anlatıyor:

“Nuri Demirağ Divriği’ne okul yaptırdığı zaman Sivas’ın hiçbir ilçesinde ortaokul yoktu. Bize ortaokulu sağladığı zaman diğer ilçelerden de Divriği ‘ne ortaokul tahsili yapmaya gelen birçok arkadaşımız olmuştur. Her kaydolan öğrenciye birer takım elbise, ayakkabı ve kasket verilirdi. Ortaokul tahsilini yaptıktan sonra da, lise ve yüksek okul tahsili yaptırmak için İstanbul’a götürür; bizlere kalacak yer, okuyacak okul ayarlardı. Biz onun sayesinde okuduk ve meslek sahibi olduk. Nuri Demirağ bizim velinimetimizdi. “

Hepsini birer çocuğu gibi sevdiği Gök Okulu öğrencilerine, 6 şeyden sakınmalarını nasihat ediyordu: İşretten, kumardan, iffetsizlikten, eğrilikten, tembellikten, zulmetmekten.

nuridemirag-14.png (590×100)

O zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün oğulları Ömer İnönü ve Erdal İnönü de Nuri Demirağ’ın Yeşilköy’deki Gök Okulu’na kaydolmuş ama bir hafta kadar öğrenim gördükten sonra okulu bırakmışlardı. Gök Okulu, kurulduğundan kısa bir süre sonra her biri birer değerli pilot olan 9 kişiyi mezun etmişti; Galip Demirağ, Mehmet Kum, Osman Doğan, İbrahim Uras, Mustafa Turman, Sabri Mağara, İhsan Anıl, Mustafa Engül, Hüseyin Danacı. Bu pilotları ise daha sonra yüzlerce genç pilot izlemiş ve Nuri Demirağ Gök Okulu, tam anlamıyla bir pilot okulu niteliğini kazanmıştı.

Zaman zaman yapılan gösterilerde bu okulda yetişen öğrenciler, Türk uçaklarıyla havada çeşitli akrobasi hareketleri yapıyorlar, daha önceden belirtilen yerlere paraşütle erzak çuvalları atıyorlardı. Bu gösterileri binlerce İstanbullu izliyor ve 19-20 yaşlarındaki gençlerin başarısını çılgınca alkışlıyorlardı.

Nuri Demirağ’ın en büyük yardımcılarından bir tanesi şüphesiz Başmühendis Selahattin Alan’dı. Selahattin Alan, Fransa da uçak mühendisliği öğrenimi yapmıştı. Fransızcayı, İngilizceyi ve Almancayı anadili gibi konuşuyordu. Uçakların proje çizimini kendisi yaptığı gibi, uçuş denemelerini de kendisi yapıyordu. Selahattin Alan, Nuri Demirağ gibi gözü kara girişimcilerden bir tanesiydi. Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası projesini, gözünü kırpmadan kabul etmiş ve Nuri Demirağ’ın en büyük yardımcısı olmuştu. Kendi çizdiği ve oluşturduğu uçağı denerken, talihsiz bir olay sonucunda yere çakılmış ve vefat etmişti.

nuridemirag-111.png (590×100)

Bir zaman sonra Nuri Demirağ’ın işleri ters gitmeye başlamıştı. Sebebi bilinmeyen nedenlerle Türk Hava Kurumu, uçak siparişlerini “şartlara uygun değil” gerekçesiyle iptal etmişti. Yıllarca süren mahkemeler de Türk Hava Kurumu lehine karar vermişti. Birçok kaynak ve isim, siyasi gerekçeler buna izin vermedi olarak nitelendiriyordu. Ancak, kimse “Türkiye’nin geleceğine gölge düşürüldüğünün” farkında değildi. Nuri Demirağ’ın Türkiye açısından hayati önem taşıyan bu girişimleri birileri tarafından engelleniyordu.

Türk Hava Kurumu ile olan davasını kaybeden Nuri Demirağ, başta o devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere bütün hükümet üyelerine sayısız mektuplar yazarak “Bu yanlışlığın düzeltilmesini” istemişti. Ama kapılar bir kere yüzüne kapanmıştı. Ne kadar zorlasa da açılmıyordu. Türkiye’nin baki geleceği, birileri tarafından uçuruma çoktan sürüklenmişti.

İşte Nuri Demirağ o zaman politikaya atılmaya karar verdi. Mücadelesine politikacı olarak devam edecekti. Bu amaçla 1945 yılının temmuz ayında “artık yeter!” sloganıyla Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Böylelikle Türkiye’nin iktisadi kalkınmasının yanında, siyasi kalkınmasına da öncülük etmek istedi. Uzun yıllar Sivas Bağımsız Milletvekili olarak görev alan Nuri Demirağ, 1957 yılında yakalanmış olduğu şeker hastalığı yüzünden ağırlaştı ve kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

nuridemirag-10.png (590×100)

Sonuç

Merhum Nuri Demirağ’ın yaptığı icraatlar gazetelerde boy boy manşet olurken, vefatı çoğu gazetenin ilgisini dahi çekmemişti. Birkaç gazete ise, merhumun vefatına küçücük yer ayırmıştı. Ancak, Nuri Demirağ’ın Türkiye Cumhuriyeti açısından büyük önem arz eden bir insan olduğu; fakat merhumdaki cevherlerin değerlendirilemediği bariz ortadadır. Eğer Nuri Demirağ, engellenmek yerine desteklenseydi; bugün Türkiye Cumhuriyeti dünyanın süper güçleri arasında olabilirdi. Çünkü dün Nuri Demirağ’ın tüm engellere rağmen yaptığı icraatları, bugün tüm teşviklere rağmen kimse yapamamaktadır. Ne diyelim, başımız sağ olsun.


ahmet.png (590×100)

Araştıran ve yazan: Ahmet FAYDALI (ahmetfaydali@gmail.com)

İzinsiz kopyalamak ya da alıntı yapmak yasaktır. Gerekli uyarılara uymayanlara cezai işlem uygulanır.

İstanbul Üniversitesi – İşletme fakültesi – İşletme – 27.12.2010 tarihli araştırma yazımdır.

Böyle bir lidere değer verip, okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

Resimlerle ilgili ayrıntılı kaynaklara ulaşmak isteyenler www.nuridemirag.com sitesini ziyaret edebilirler.



2 YORUM VAR

  1. NURTEN BAYRAKTAROĞLU diyor ki:

    TÜRK EKONOMİSİNİ YAPILAN İCRAATLARI HER ZAMAN ENGELLEMEDİLERMİ..MESELA ASELSAN MÜHENDİSLERİ…SESİMİZİ YÜKSELTMEMİZ LAZIM.KENDİLERİNİ MEMLEKETİN GELİŞMESİ İÇİN UĞRAŞANLARIN ARKASINDA OLMAK GEREKİYOR AMA BİZLER HEP UYUYORUZ VE UYUTULUYORUZ…YAZINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER..VEFAT EDENLERE ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM..İZNİNİZLE PAYLAŞIYORUM..

    • Ahmet FAYDALI diyor ki:

      Maalesef çok doğru söylüyorsunuz Nurten Hanım. Bir şeylerin kıymetini kaybettikten sonra anlıyoruz. Uyanıp, titreyip, kendimize, özümüze dönmemiz gerekiyor; ama ne yazık ki, insanlar ülkesi için şu kadarcık yazıyı bile okumaya tahammül edemiyor. Hazırcı, beleşçi olduk. Klavye başında vatan kurtarır olduk.

Yorum yaz

 
Telİf hakkI © 2010 Kelimelerle Ahmet FAYDALI · Tüm hakları saklıdır.. · GENEL DÜZENLEYİCİ: Ahmet FAYDALI
:

tc-cumhurbaskanligi-forsu-ahmetfaydali.png (60×60)tc-basbakanlik-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-buyukmilletmeclisi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-adalet-bakanligi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-saglikbakanligi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-merkezbankasi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)mustafakemalataturk-logo-ahmetfaydali.png (60×60)