Sen kimsin ki, Türk milletini aşağılıyorsun? | Kelimelerle Ahmet FAYDALI

Sen kimsin ki, Türk milletini aşağılıyorsun?

Eğer bu sözlerim birilerinin canını acıtacaksa ne hoş bana. Ne demişler, yarası olan gocunur değil mi? Sonradan görme sanatçılarımız vardır; daha doğrusu sanatçı olduğunu sananlar. Yanlış anlaşılmasın, kimse padişah sofrasında büyümüyor herkes bir şeylere sonradan sahip olur; ama ben hiçbir sanatsal bir yönü olmayıpta, bir yerlerini açıp televizyon ekranlarında boy gösteren sanatçılardan bahsediyorum. Yoksa, işinin hakkını veren gerçek sanatçılarımız da vardır; bu sanatçıların önünde şapkamızı çıkarırız elbette.

Bu poposunu açmayı nimetten sayan sanatçılarımız, her şeyin sanatta değil, popo da bittiğini düşünürler. Bu, onların ne kadar dar görüşlü, ne kadar Türklük bilincinden uzak olduğunun göstergesidir. Hele bir de, bir muhabir kendilerine mikrofonu uzattığında, kendi ülkesinin değerlerinden konuşmayı utanç kaynağı olarak gören, sanatçı olduğunu sananlar yok mu? Ne demek istediğimi şimdi anlayacaksınız.

İzleyen bilir. Sabahları kadın programları hemen hemen her kanalda vardır; ya da cumartesi-pazar günleri magazin programları… Program sunucusu manşetini atar: ” ŞOK ŞOK ŞOK! Seksi sanatçı, evinin kapılarını ilk kez ve sadece bize açtı!”, “Şok şok şok! Seksi sanatçı ilk kez bize soyundu!”,”Seksi sanatçının mükemmel frikiği!”. Aman sevsinler seni, sanki Türkiye bir adım ileri gitti! Sanki Türkiye gelişmekte olan vasfını, gelişmiş bir ülke haline dönüştürdü, işsizler iş buldu, ekonomimiz millileştirildi! Bahsi geçen sanatçının ya da sanatçı olduğu iddia edilen ne olduğu belirsiz kişinin evi merak edilir hep. Nedense hepte bayan olan sanatçıların evleri merak edilir. Bir muhabir ve bir kameraman bayanın evine gider ve sunucu ekrandan manşetini atar: “Bu sanatçı hangi ünlü ve yabancı dekoristlerden yararlandı!”, “sanatçının Fheng Shui felsefesi nedir?” Şok şok şok! Sanatçının yatak odasındayız, bunlarda sanatçının iç çamaşırları!”… Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Biz daha “ulan şunların maymunluklarına bak! Bu ülkeyi ne hâle getirdiler? Ulu önderimiz, bir Türk’ü bu kadar ayaklar altına alsınlar diye mi bize emanet etti?” derken; kameranın evinde bulunduğu sanatçı ve çıplak bayan, yönetmenin EKŞIN sözüyle, evini tanıtmakla birlikte konuşmaya başlar: “Görüyorsun değil mi ayakkabılarımı? İtalya’dan aldım.”,”Allahım işte bu da benim en sevdiğim tokam, Fransa’dan aldım!”,”Çantama da bakın, dünyada sayılı var bundan, Londra’ya geçmeden önce, Milano’ya uğradım oradan aldım.” – Oysa o çantanın daha kalitelisi Türkiye’de üretilmekte ve sözüm ona, bit pazarında bile satılıyor.- Sanatçı ve çıplak bayan, çoluk çocuk izler demeden konuşmaya devam eder: “İşte bu da benim gardolabım görüyosunuz, kırmızı iç çamaşırlarım, özel günlerimle kullanıyorum”, yuh! bari o özel günlerini ne şekilde yaptığını da söyle! “işte bu da benim aşk köşem, kavga köşem, bilmemne köşem”. Bir de ne olduğunu bir türlü anlayamadığımız fheng shui’yi överler bize. “Ulan Allah canını almasın” derken biz, sanatçı ve çıplak bayanın konuşmaları artık Türkiye Cumhuriyeti’ne küfür etmekten başka bir şey değildir. “Ben Avrupa’dan gelirken şunu aldım.” “Tüm genç kızlara sesleniyorum, Milano’ya yolunuz düşerse şu çantadan siz de kesinlikle alın!” Ulan sanki mahalle bakkalına davet ediyor! Daha neler söylemek gelse de içimden, her şeyi açık açık belirtemiyorum. Herkes senin gibi para kazanamıyor, Türk milleti yiyecek ekmek bulamazken sen bırak çanta almayı önermeyi, milleti Milano’ya davet ediyorsun! Bu görgüsüzlük değil de nedir? Kendi ülkesinde değil de, o ne olduğu belirsiz ülkelerden alışveriş yapmayı ve o ülkelerin ürünleriyle Türk milletine hava atmayı sanat olarak öğrenmişler. İşte ben bunlara sonradan görme sanatçı diyorum. Kendi ülkesinin milli değerlerini yok sayıp; İtalya’nın, Fransa’nın ya da başka bir ülkenin havasını atmak, Türklük şuurunun o insanda kalmadığını gösterir. O ülkelerle hava atmakla kendini yücelttiğini sanan bu sonradan görme sanatçılar, aslında ne kadar cahil, ne kadar görgüsüz olduklarının farkında değiller. O kadar Avrupa aşığı iseniz, gidin ve geri dönmeyin! Oranın sahte ürünlerine, sahte kimliklerine bizim ihtiyacımız yoktur. Acaba, orada Türkiye’yi öven hiçbir söz, hiçbir davranışta bulunuyor musunuz? Şunu İtalya’dan aldım, şunu Fransa’dan aldım diyerek, milli sermayemize küfür edemezsiniz. Avrupa aşkıyla yanıp tutuşan, Türk milletini adamdan saymayan bu tür sanatçılar ve onları saatlerce önümüze getirenler; onlar önümüze getirirken hiçbir faaliyette bulunmayan RTÜK çalışanları; TİTRESİNLER VE KENDİLERİNE GELSİNLER…

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Ahmet FAYDALI
ahmetfaydali@gmail.com




Yorum yaz

 
Telİf hakkI © 2010 Kelimelerle Ahmet FAYDALI · Tüm hakları saklıdır.. · GENEL DÜZENLEYİCİ: Ahmet FAYDALI
:

tc-cumhurbaskanligi-forsu-ahmetfaydali.png (60×60)tc-basbakanlik-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-buyukmilletmeclisi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-adalet-bakanligi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-saglikbakanligi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)tc-merkezbankasi-logo-ahmetfaydali.png (60×60)mustafakemalataturk-logo-ahmetfaydali.png (60×60)